Sakın Ertelemeyin...

13/4/2008

 

1995'te dershanenin kapısında göz göze geldik. Ben o sırada kahkahalarla gülüyordum. Ama onun yakışıklılığı da dikkatimden kaçmamıştı. Arkadaşımın kuzeniydi. Bu ilk karşılaşmadan on gün sonra arkadaşım Mustafa senin
gülüşüne hayran olmuş seninle tanışmak istiyor ne dersin? diye sorduğunda
Olur tanışalım dedim. Ertesi gün bir kucak dolusu gül ile gelmişti. Bir
hafta sonra bana evlenme teklif etti. Bende Bu denli yakışıklı ve zengin
biri neden beni sevsin? O bir heyecan yaşıyor ve bitecek düşüncesi hakimdi
ve sevgisine güvenmediğimi iddia ederek Hayır dedim. Üzüldü, haftalarca
teklifini yineledi. Ben reddettim. Çünkü yüreğimi değil mantığımı
dinliyordum. O çok zengin, ben orta halli bir aileden geliyorum, o
üniversite mezunu, ben hala sınava hazırlanıyorum, o çok yakışıklı ben ise
güzel ama şişman bir kızım. O ise teklifini yenilemekten yılmadı. Beni
sevdiğine, aramızda bir fark olmadığına beni inandırmaya çalışıyordu. Bu
şekilde tam üç sene geçti.
1998 perşembe günü otobüs durağında beklerken omuzuma bir el dokundu. Arkamı
döndüğümde Mustafa ile karşılaştım. Yaklaşık bir senedir sadece telefonla
görüşmüştük. Çünkü o her buluşmak istediğinde bir bahane bulup onu
atlatıyordum yüz yüze gelirsek yüreğime yenilmekten korkuyordum. Adeta
mantığımın esiri olmuştum. Onu karşımda görünce dayanamadım ve boynuna
sarıldım. Hayatımda biri olup olmadığını sordu yok dedim ve bana yine
evlenme teklif etti. Ona düşünmek istediğimi söyledim. Bu arada pazar günü
ÖSS sınavına yeniden gireceğimi ve okulun yerini söylemiştim ama adını
söylememiştim. Pazar sabahı sınava gireceğim okulun kapısında beni kucak
dolusu gülle bekliyordu. Araştırıp sınava gireceğim okulu bulmuş ve bana
şans dilemek için oraya gelmişti. Bu sevgiyi daha fazla ertelememeye karar
verdim
Teklifini düşündüm artık karın olmak istiyorum seni çok seviyorum diyerek
onu öptüm. Dünyalar onun olmuştu sanki.
Sınavdan sonra eve telefon açtığını anne ve babasının bizi beklediğini
söyledi. Kıramadım ve ailesi ile tanışmaya gittim. Günün sürprizi ise
annesinin genç kızken Mustafa'nın babası tarafından kendisine hediye
yüzüğünü bana verip Bunu söz yüzüğü olarak takmanı istiyorum, en kısa
zamanda da nişanınızı yaparız demesiydi. Ve ben o gün, o evden Mustafa'nın
sözlüsü olarak çıktım. Her şey bir anda gelişiyordu.
2 nisan akşamı beni istemeye gelecekler ve nişan yapılacaktı.Önümüzdeki 2 günü çılgınlar gibi dolaşarak geçirdik. Planlarımıza göre en geç mayıs
sonunda evlenmiş olacaktık. Oturacağımız evin renginden, mobilyalarına
varana kadar bir sürü
karar verdik , iki ailede çılgınca bir koşuşturma içindeydi. 1 Nisan
çarşamba günü alyanslarımızı almak için buluşacaktık. Öğlen arayıp işi
olduğunu ve gecikeceğini söyledi. Ona sakin olmasını söyleyip hastalığını
hatırlattım ve bana seni seviyorum deyip telefonu kapattı. Saatler sonra
ablası aradı. Mustafa'nın kötü bir astım krizi geçirdiğini durumunun ağır
olduğunu ve acile kaldırıldığını söyledi. Kulaklarıma inanamadım ve bunun 1
Nisan şakası olduğunu zannettim.
Yol boyunca bunun şaka olduğunu tekrarlıyor hastanenin kapısında beni
çiçeklerle karşılayacağını hayal ediyordum ama hayalim değil ablasının
söyledikleri gerçekti. Hastanenin kapısında beni Mustafa'nın kuzeni Hakan
karşıladı. Yüzü bembeyazdı. Ne olduğunu sorduğumda Yok artık bir şey
Mustafa da yok, o öldü dedi. inanamıyordum çığlıklar atarak hastanenin
içinde koşmaya başladım yoğun bakımın kapısına geldiğimde herkes perişandı
ve olanlar gerçekti. Büyük sevdam, gerçek aşkım, mutluluk kaynağım ölmüştü.
Bomboş ve soğuk bir odanın içinde bir sürü beyaz örtülü yataklardan birinin
üstünde üzerinde beyaz çarşaf örtülmüş bir şekilde yatıyordu. Son
hatırladığım ise çarşafı kaldırdığımda gülümseyen bir yüzle son nefesini
vermiş aşkımın yüzüydü. Bir gün olsun seni parmağında benim yüzüğümle
göreyim ölsem de gülerek ölürüm ve en büyük isteği oldu.
Mustafa yaşama veda edeli tam 5 sene oldu. Ve ben hala sevdamı bu denli
ertelediğim ve onunla geçirebileceğim sayısız güzel güne yazık ettiğim,
yüreğimi değil mantığımı dinlediğim için kendimi affetmedim ve asla da
affetmeyeceğim.
Lütfen sevdanızı ertelemeyin mantığınız ya da gururunuz yüzünden
yaşanabilecek mutlu günlere yazık etmeyin. Çok pişman olabilirsiniz ama
unutmayın son pişmanlık fayda etmez.


Kim o ,deme boşuna
Benim ben
Öyle bir benki gelen kapina
Baştan başa sen.


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Hayatın Limitleri

kendimi kendimden çıkarsam sıfır kalmaz. 5 kalır :)

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Arkadasım Jutexya